Aylık Yerel Haber Dergisi Yıl 11 Sayı 105 Ekim 2009
kapak105
 
 
 
 
 
 
 
 
 

ÇEVREMİZİ KEŞİF
KAYIŞDAĞI’NIN SULARI

Güneşli bir eylül günü, yakın çevremizde sınırlı bir keşif için Kayışdağı’na çıktık. Amacımız, dağın batı eteğindeki su kaynaklarını yakından görmek ve Ataşehir İlçesi’ne farklı bir açıdan bakmak...

Gökdelenlerin ardından yükselen yeşil bitki örtüsüyle kaplı piramit şeklinde bir dağ ve güneşin hep o dağın arkasından yükseldiği bir manzara. Ataşehir İlçesi’nin sınırları içinde kalmasa da, Kayışdağı en güzel Ataşehir’den görünüyor.

Everest’e ilk çıkan Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary, bir gazetecinin “Neden Everest’e tırmandınız?” sorusuna, “Ama o orada duruyordu” diye yanıtlamıştı. Planlı mimari özelliklerinin dışında tarihi ve coğrafi mirası olmayan bir kent için, bir dağ, sınırları içinde olmasa da, yalnız manzarasını zenginleştiren doğal bir varlık olarak sizce de dikkat çekici değil mi?

Günümüzde beton yığınlarıyla kuşatılan bu doğal güzelliği daha yakından görmek için güneşli bir eylül günü yola koyulduk. Amacımız, Kayışdağı’nın batı eteğindeki su kaynaklarını incelemek ve kente farklı bir açıdan bakabilmek.

Ataşehir’in doğu sınırını çizen Kayışdağı, yer yer yüksek ormanlarla kaplı. Bir kısmı askeri arazi olan dağın, su kaynaklarının bulunduğu batı kesiminde tarihi bir mesire yeri de bulunuyormuş. Kısa bir araştırma sonucunda, 18. yüzyıla ait bir su yolları haritasında Kayışdağı sularıyla ilgili ayrıntılı bilgi bulunduğunu da öğreniyoruz. Evliya Çelebi de Kayış Pınarı suyunun aktığı ağaçlar içindeki bir mesire yerinden söz ediyor.

Yüzyıllar boyunca Üsküdar ve Kadıköy’deki çeşmelere Kayışdağı’nın suyunu ulaştıran kanallar artık yok. Kayışdağı’nın su kaynakları bugün İSKİ’nin yönetimindeki modern tesisatlarla Kadıköy’deki 24 çeşmeye hayat veriyor. Önceleri sadece İçerenköy civarında kullanılan Kayışdağı’nın suyu, 1930’dan sonra döşenen şebeke ile her mahalleye bir çeşme yaptırılarak halka ulaştırılmış.

Tarihi mesire yeri

Kayışdağı’nın su kaynaklarının bulunduğu alana öyle elinizi kolunuzu sallayarak giremiyorsunuz. Bölgeye girmek için özel izin gerek. Tarihi kaynaklarda adı geçen mesire yerini, tarihi su deposuyla, dağın batı yamacında geniş bir alana yayılan 40 su kaynağını gezip, incelemek için biz de özel izin aldık.

Önce, Yeditepe Üniversitesi’nin arkasındaki tarihi setin bulunduğu alanı gezdik. Tarihi kaynaklarda adı geçen mesire yeri burası. Anıt niteliğindeki çınar ağaçlarıyla kaplı tarihi mesire yerinden etkilenmemek mümkün değil. 1980’li yıllarda, tarihi setin yerine duvar örülerek bu alan yeniden mesire yeri olarak kullanıma açılmış. Ancak bu mesire yeri de su kaynağı olması nedeniyle belediye tarafından uzun bir süre önce kapatılmış. Çünkü, hemen çınarların üst tarafında, Osmanlı döneminde de kullanılan su kaynağı bulunuyor. Kaynağın üzeri tonoz bina ile kapatılmış durumda. Doğa harikası bu alana girmek artık yasak.

Ancak yapılaşma, doğal sit alanı olması gereken dağın eteğine kadar dayanmış.Yeditepe Üniversitesi’nin binaları, dağın eteğine doğru uzanıyor. Üniversite, hemen arkasındaki bir tepede bulunan ağaçları keserek, çift direkli bayrak gönderi ve Atatürk resmi asmış. Atatürk’ün, ağacın bir dalının kesilmesine dahi karşı çıkan bir doğa sever olduğu unutulmuş sanki. Kayışdağı’nın botanik varlığı üzerine araştırma yapan, arboretum (ağaç müzesi) kurmak için büyük çaba harcayan üniversite yetkililerinin, doğayı tahrip ederek Atatürkçü olunamayacağını bilmiyor gibi davranmaları üzücü.

40 kaynak, 24 çeşme

Kayışdağı’nın batı eteğinde yaklaşık 3 kilometre çapında bir sahada, birbirine yakın irili ufaklı 40 su kaynağı var. Zeynel Dayı, Ayazma, Hacı Ömer, Fundalık, Meşelik, Kestane, Kandilli Dere, Çoban Çeşmesi gibi isimler taşıyan su kaynaklarının bazılarına, onları bulan ya da rehabilite eden kişilerin adları verilmiş.

Kaynaklar, kapısı kilitli kulübelerle korunuyor. Kayalardan sızan ya da topraktan çıkan su, önce minik havuzlarda toplanıyor. Burada çakıl taşlarıyla doğal ön arıtmadan geçirilen su, boruyla ana depoya, oradan da klorlanarak çeşmelere ulaşıyor.

Kaynakların bulunduğu yamaç maki ve bodur ağaç örtüsüyle kaplı. Kayışdağı’nın zengin florasında çok çeşitli ağaçcıklar boy veriyor. Yamaçta daha yükseğe tırmanıp, ayazma katmasına ulaşıyoruz. Ayazma katması, adını, daha önceleri bu bölgede yaşayan Rumların kutsal olarak kabul ettikleri sudan alıyor. Patika dışına çıkarak ormanın içine girip biraz daha yürüyünce, asıl ayazmanın dar bir vadi içinde olduğunu anlıyoruz. Bu noktada, hangi dönemde yapıldığını bilmediğimiz, yapı kalıntıları bulunuyor. Mini vadi, eski dönemlerden kalma su şebekesinin izlerini taşıyor. Gazete Kadıköy’ün, bir süre önce, ayazma ile ilgili araştırma yapılması için İstanbul Müze Müdürüğü’ne başvurduğunu ve arkeologların burada yüzey araştırması yaptıklarını hatırlıyoruz. Ancak, araştırma şimdilik tamamlanmamış görünüyor.

Kayışdağı’nın su kaynaklarını anlatmak için kısa bir inceleme yazısı yazalım istedik ama, gezip-görünce anladık ki kısa bir yazıya sığmayacak kadar heybetli Kayışdağı. Özel izinle girdiğimiz pınarlar bölgesi, gezintiye kapalı. Dileriz, Kayışdağı, rant için yapılaşmaya feda edilmez ve Kayışdağı’nın pınarları kente abıhayat taşımaya devam eder.

 
ATAŞEHİR MAGAZİN Ataşehir'in Aylık Haber Dergisi
Yönetim Yeri: 33 Ada Yakut 2 D.5 Ataşehir İstanbul Tel: (0216) 455 98 97 Faks: (0216) 455 98 96
Bütün hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazılı ve görsel dökümanlar izinsiz kullanılamaz.