ROMANCI OYA BAYDAR:
Yazmak Paylaşmaktır

Cemile Besler İlköğretim Okulu öğretmeni Gülnur Türe ile 57 Ada Yönetiminin 57 Ada’da kurdukları kitap kulübünün bu ayki konuğu ünlü yazar Oya Baydar’dı. ­Yazarın ‘Kayıp Söz’ adlı romanını okuyan kitap kulübünün üyeleri, romanı yazarıyla birlikte değerlendirdi...

Cemile Besler Türkçe öğretmeni Gülnur Türe, edebiyatın, kitap okuma sevgisinin yaygınlaşmasına kendini adamış bir kitap dostu. 57 Ada sakini Gülnur öğretmen, 1997 yılından beri kurduğu kitap kulüplerine bir yenisi ekleyerek, oturduğu sitede de bir kitap kulübü kurulmasına öncülük etti. 57 Ada Yönetim Kurulu Başkanı Sena Karslı da kitap kulübü kurulması çalışmasına katıldı.

57 Ada’da 12 kişiyle başlayan kitap kulübünün üye sayısı kısa zamanda 20’yi geçmiş. Kitap kulübü üyeleri her ay bir kitap okuyor ve ayda bir düzenledikleri toplantıya yazarını da davet ederek birlikte kitabı tartışıyorlar.

Oya Baydar’la Ataşehir’de sohbet

57 Ada kitap kulübü üyesi 20 kişi, 16 Aralık Pazar günü Ataşehir’de Kahveevi-Kocatepe’de yazar Oya Baydar ile buluştu. Baydar’ın Kayıp Söz adlı romanını okuyan kitap dostları, keyifli bir edebiyat sohbeti yaptı.

Haldun Taner edebiyat ödülü sahibi öykücü Jale Sancak’ın da katıldığı sohbette 57 Adalı edebiyat severler, hem birbiriyle tanıştı, hem de Oya Baydar’ı ve kitaplarını yakından tanıma fırsatı buldu. Oya Baydar, yaşamı ve romanları hakkında bilgi verdi. Kitap Kulübü üyelerinin okuduğu son romanı hakkında değrlendirmelerde bulundu ve okurlarının görüşlerini aldı. Baydar, kitaplarını da imzaladı.

“Yazmak paylaşmaktır” diyen Oya Baydar, söyleyecek sözlerini okuyucuyla paylaşmak üzere romanlarını yazdığını söyledi.

Edebiyat sevgisi yaygınlaşıyor

Bugüne dek birçok ilde kitap kulübü kurduğunu belirten Gülnur Türe, Üsküdar Paşakapısı kadın cezaevinde de bir kulüp kurduğunu, Ayşe Kulin,Doğan Hızlan, Doğan Cüceloğlu,İnci Aral, Müjdat Gezen, Ahmet Ümit, Sunay Akın, Hıfzı Topuz ve Perihan Mağden gibi yazarları konuk ettiğini söyledi.

Gülnur öğretmen kitap kulübünün kuruluş amacını, kitap dostlarını buluşturmak ve edebiyat sevgisini yaygınlaştırmak olarak dile getiriyor. Her ay farklı bir mekanda buluşarak okudukları kitabı tartışan kitap dostları, toplantılarına yazarını da davet ediyorlar.

FIRTINALI YILLARIN TANIĞI OYA BAYDAR
Yazar Olayım Diye Değil, Söyleyecek
Sözlerim Olduğu İçin Yazıyorum

Kitap kulübünün toplantısında Ataşehirli edebiyet severlerle buluşan yazar Oya Baydar, yazarlık serüvenini, siyasi yaşamının çalkantılı yıllarını ve romanlarında anlatmak istediği düşüncelerini Ataşehirlilerle paylaştı...

Okumayı ve yazmayı çocukluğundan beri çok sevdiğini söyleyen ünlü romancı Oya Baydar, günümüzde televizyon ve bilgisayarın edebiyatı ve okuma sevgisini azalttığını düşünüyor. Televizyonun ve bilgisayarın olmadığı kendi çocukluk çağında, “mecburen okur ve mecburen yazar olduklarını” dile getirerek yazarlık serüvenini şöyle anlattı:

“Dame de Sion’da okuyan orta halli bir subay çocuğuydum. Daha çok azırnlıkların ve kolej eğitimini beğenmeyenlerin tercih ettiği zor bir okuldu. Onların arasında yoksul kalıyordum. Sosyalist olmamda, ömür boyu, eşitlik ve adalet duygusu için mücadele etmek istememde bu okulu payı olduğunu düşünüyorum.”

Roman yazdığı için okuldan atıldı

“1958’de Lise sondayken François Sagan’a öykünerek roman yazmaya karar verdim. Sarı ucuz defterlerden bir tane aldım ve ilk romanın kurşun kalemle yazıp bitirim: “Allah Çocukları Unuttu”. Hürriyet Gazetesinin genel yayın yönetmeninden randevu alarak, romanımı bastırmak istediğimi söyledim. Şimdi olsa buna asla cesaret edemem ve bugünkü genel yayın yönetmeninden randevu almam mümkün değil. Bu gün bile 3 ay sonraya zor randevu veriyor.”

Hürriyet Gazetesinde romanı tefrika edilince, okul yönetimi onu ihraç istemiyle, yüksek disiplin kuruluna verdi. Oya Baydar, bunun gerekçesinin “Bir genç kız roman yazar mı?” diye gösterildiğini ifade etti. İhraç kararı o liseden mezun olduktan sonra iletildiği için, eğitim yaşamı kurtulmuş oluyor Baydar’ın.

Oya Baydar, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Tıbba bile girebilecekken Sosyolojiyi seçmesinde, sosyalizmle ilgisi olduğunu düşünerek bilinçsiz karar verdiğini dile getirdi. 27 Mayıs sonrasının hareketli ortamında sol düşünceyi benimseyen Baydar, yazarlığı tamamen unutup boylu boyunca siyasete girdiğini söyledi.

Deniz Gezmiş Oya Baydar için okulu işgal etmiş

Sol partiler ve derneklerde çalışırken bir yandan hazırladığı “Türkiye İşçi Sınıfının Doğuşu” adlı doktorası, jüri tarafından onaylandığı halde profesörler kurulunca kabul edilmedi. Bunun için Deniz Gezmiş’in okulu işgal ettiğini, bunun ilk işgal eylemi olduğunu belirtti.

Üniversiteden istifa ederek eşiyle birlikte Amerika’ya giden Oya Baydar, orada “Sosyal Bilimlerde İstatistiki Yöntemle” adıyla doktorasını verdi. Döndüğünde yeni kurulan Hacettepe Üniversitesi’nde göreve başladı. Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası’nda çalıştı. 12 Mart muhtırasında, güvenlik güçleri onu sınıftan alarak tutukladı. 1,5 yıl hapis yatan Baydar, ağır olmasa da işkence gördüğünü söyledi.

“O zamanlar daha masumdu” diyen Oya Baydar, yaşadığı sıkıntılı yılları da şöyle anlattı:

“Hapisten çıkınca Yeni Ortam gazetesinde ve Politika gazatesinde köşe yazarlığı yaptım. 12 Eylül derbesinden birkaç gün önce yurt dışına çıkmıştım. Yazılarımdan dolayı 27 yıl hapisle cezalandırılmam istendi. Haksızlığa uğrayacağımı düşünerek teslim olmadım. Çünkü ben yaşamında şiddeti hep karşı oldum. Fitirlerimden dolayı hapis yatmak istemiyordum.”

Berlin Duvarı ‘Utanç Duvarı’ydı

Vatandaşlıktan çıkarılan Baydar, 11 yıl yurt dışında zorunlu olarak kaldıktan sonra tekrar  pasaport alabildi ve yurda döndü. 1989’da Berlin Duvarının yıkılışı onun yaşamında dönüm noktası olmuş. “Sosyalistim ama duvarlara hep karşı oldum” diyen Baydar, “Sosyalizmde birşeylerin ters gittiğini görüyordum, adalet, özgürlük ve eşitlik iddialarının yaşama geçirilmesi aksıyordu, bir şehri hiç birşey ortasından ikiye bölmemeli, Berlin Duvarı benim için utanç duvarıydı” diyerek anlattı o döneme ilişkin düşüncelerini.

Yurdışındayken, Sait Faik gibi “Yazmasaydım çıldıracaktım” diyerek uzun zaman önce terk ettiği yazma işine tekrar başlayan Oya Baydar, “Elveda Alyoşa” adlı hikaye kitabını Erdal Öz’e gönderdi. Kitabı, 1991’de Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazandı.
Bunun kendisi için teşvik ödülü olduğunu söyleyen Oya Baydar, “özgürlük, inanç, iktidar, aşk ve insani değerler üzerine bir muhasebe yapma” ihtiyacı hissettiğini söyledi.

Bu kavramlar üzerine yazdığı eserlerinden, ‘Kedi Mektupları’nda, yaşamın anlamını, ‘Sıcak Külleri Kaldı’da, iktidar olgusunu, “Erguvan Kapısı’nda inanç ve kimliği, ‘Kayıp Söz’ romanında da şiddeti sorguladığını dile getirdi.

Ataşehirli okurlarıyla romanlarını ve en son kitabı ‘Kayıp Söz’ü bidlikte değerlendiren Oya Baydar, romanlarını nasıl yazdığını da anlattı. “Yazar olayım diye bir derdim yok, söyleyecek bir şeylerim var diye yazıyorum ve söyleyeceklerimi paylaşmak istiyorum.”

Oya Baydar’ın edebiyat ödülleri:
Elveda Alyoşa: 1991 Sait Faik Öykü Ödülü
Kedi Mektupları: 1993 Yunus Nadi Roman Ödülü
Sıcak Külleri Kaldı: 2001 Orhan Kemal Roman Ödülü
Erguvan Kapısı: 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü